Sessizlikten Söze: Women Talking Üzerine Notlar
- Cemile Nur Boztaş
- 24 Oca
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 25 Oca
Women Talking (2022) filmi, Miriam Toews’un aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Senaryosu ve yönetmenliği Sarah Polley’ye ait olan film, Avustralya’daki Mennonite topluluğunda yaşanan gerçek olaylardan esinlenmiştir. Kapalı bir tarikatte yaşayan kadınlar, topluluktaki erkekler tarafından sistematik cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Film, bu kadınların yaşananlar karşısında ne yapacaklarına karar vermek üzere bir araya gelip oy kullanmalarıyla başlar. Önlerinde üç seçenek vardır: kalmak, savaşmak ya da gitmek.
Tarikatte kalmayı seçtiklerinde, yaşananları dini gerekçelerle anlamlandırmak ve kaderleri olarak kabullenmek durumunda kalacaklardır. Savaşmayı seçmek faillerle ve sistemle yüzleşmeyi, ancak bunun getireceği yıpranmayı, kaybı ve yeniden travmatize olma ihtimalini göze almayı gerektirmektedir. Gitmek ise bilinmezlik ve kaygılarla doludur ama yeni ihtimalleri barındırır.
Film, analitik bir duruşla bu üç seçeneğin hiçbirinin propagandasını yapmaz. Analitik bir çalışmada terapist seans odasında benzer biçimde davranmaya çabalar. Bazen terapiste ve danışana kolay da gelse bir çözüm dayatılmamaya ve “doğru” olduğu düşünülen yolu işaret etmemeye çalışılır. Danışanın hangi yolu seçmesi gerektiği konusunda kesin yargılara varmak değil üzerine birlikte düşünmek denenir. Film de bize bu eşlikçiliği sunuyor; kadınların karar süreçlerini izliyor, onlarla beraber düşünüyor ve ne olacağını merak ediyoruz.

Women Talking, yalnızca kadın deneyimi üzerinden değil; insan olmanın beraberinde getirdiği çatışmalı hâl üzerinden de okunabilir. Travma karşısında öznenin önünde seçenekler vardır; fakat hiçbiri tümüyle iyi ya da kötü değildir. Her karar, beraberinde kayıp ve sorumluluk taşır. İnsan olarak bu ikilikler içinde karar vermeye ve hareket etmeye çalışır; kalmak ya da terk etmek, sessizlik ya da mücadele arasında gidip geliriz. Film boyunca kadınların yaptığı şey, özünde yalnızca konuşmaktan ibaret. Ancak onlar yaşananları, hissettiklerini, korkularını ve ihtimalleri tartışırlarken izleyici de kendini seçenekleri düşünürken bulur.
Tüm yaşananları daha da travmatikleştiren etkenlerden biri, bunların dile getirilememesi ve zihinde temsil edilememesidir. Konuşuldukça, olan biten zihinde bir yer edinir; kaotiklik bir nebze de olsa azalır, dayanılır hâle gelir. Bu anlamda filmdeki toplanmalar, kadınlar için o güne dek konuşulmamış meselelerin ilk kez dile getirildiği bir alan yaratır. Women Talking, çözüm sunmaktan çok, düşünmeye, tartışmaya alan açan; suskunluğun yerine sözü koyan bir film olarak, psikanalitik bir deneyimden izler taşıyor.
Yorumlar